kim varmış burda :)

26 Ocak 2013 Cumartesi

GEÇEN HAFTA BEN

Bol bol olmasada lale ebrusu çalışıldı.Sergi için hazırlıklara başlandı. 
Kahve eşliğinde eski yeni bütün dergilere tekrar göz atıldı.
Alınacak olanlar seçildi, beğenilenler işaretlendi:)
Bütün gün evde ayaklarımı uzatıp manzaranın keyfini çıkardım.
Yine son anda atılmaktan kurtarıp, eski melamin tencereye aşk merdivenini diktim, can suyunu verdim:)
Kayınpederimin hediyesi olan kolyeyi küpeleriyle birleştirip taktım herkezden olumlu tepki aldım :)
Sevgiliyle kahvaltı keyfi yapıldı.Midemizden ziyade gözümüz doydu:)
Hat çizimlerinin dışında yeni bir kitaba başladım. (umarım oyalanmadan bitiririm)
Sevdiğim bir ablayla Hidiv Kasrında Emine Erdoğan'ın açılışını yaptığı hat,kaligrafi ve yağlı boya sergisine katıldım.Harika eserler vardı (sergide çekim yasaktı, resim yok:( )
Beykoz sahilinde dolaşırken bu iki martıya rastladım.Bana özel poz verdiler:)
Bol bol güneşlendim.Denizin ,boğazın,çayın,poğaçanın keyfini çıkardım.İstanbul'da yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anladım.  
Martılara simit attım, onlar kapmaya çalışırken bende kendimden geçtim , onlarla birlikte uçmak istedim:) insan kesinlikle deşarj oluyor.Denemeyen varsa mutlaka denemeli:)
                                      Herkeze  mutlu ve bol gezmeli hafta sonları :)))         sevgiler

23 Ocak 2013 Çarşamba

İYİ Kİ DOĞDUNUZ ''EFENDİM''

İslam dünyası için önemli günlerden biri bugün KUTLU DOĞUM.Kulun Rabbine en yakın olduğu gece, Bu gece müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir sevinçle kutlanmakta ,sevgili peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır.Bu gece eller semaya kalkacak dualar okunup amin sesleri semayı yükselecek.
Rabbim buyurur ki 'Üç kişi bir araya gelirde biri dua eder diyeri amin derse ben o duayı geri çevirmem'  Biz bir adım atarsak Rabbim bize on adım geleceğinden bahseder.
Herşeyi gören, bilen, işiten rabbim yapacağınız hayırılı dualarınızı da kabul etsin inşallah.
                         Herkesin Mevlid Kandili Mubarek Olsun.
                                                    
                                                                                                          DUA İLE...

19 Ocak 2013 Cumartesi

EBRU ÇALIŞMALARIM :)

Herkese merhaba kızlar; sonunda yaptığım  ebrularımı paylaşabildim.Ebru sanatına 2 yıl önce başladım.Fatih'te otururken boş  duranı allah sevmez dedim ismeğe kaydoldum.Hem yeni dostluklar edindim hem de ebru sanatına bir kez daha aşık oldum.İnsan güzel eserler çıkartınca daha da bağımlısı oluyor.Yaptıkca yapası geliyor, ayrılmak istemiyor.Sonra Fatih'ten taşınınca tekrar bu tarafta da kayıt yaptırdım ve hala devam ediyorum.Şu sıralar akkase ebru yapıyoruz aşağıda gördüğünüz gibi aşamalarını anlatmak isterdim ama sıkmak istemiyorum sizi baya ince iş.
        İlkokula giderken annemin blaşık yıkadığı leğende sulu boyalarla ebru yapmaya çalışırdım çocukluk işte :) düşünürdüm sorardım kendi kendime bu boyalar nasıl suyun yüzeyinde duruyor diye bi türlü çözemezdim:)boyalar suyun dibine çökerdi ben sinir krizi geçirirdim:) şimdi hatırladıkça gülerim o hallerime.
Büyüyünce anladım işin aslını püf noktalarını.Ebru yapmak benim hep hayalimde vardı zaten.Neyse şöyle bi eski çalışmalarıma göz attım adam akıllı buraya koyacak bi çiçeğim kalmamış.İlk zamanlar yaptıklarımı eşe dosta dağıtırdım:) sonra baktım aaaaaaaaaa bana kalmamış hiç:( bu yamuk lalemden de elif çalıştım.bu benim ilk elifim hatalar var tabi:) ben görüyorum burdan.  
Hat da   YA - HAFIZ yazıyor.İsterseniz kısaca nasıl yapıldığını yazayım.Önceden renkleri belirlenmiş zemine kağıdı yatırıyoruz kuruduktan sonra ayrı bir kağıtta çalışacağımız hat eserini özel yapıştırıcı sprey ile temiz düz bir kağıda yapıştırıp kretuar denen kesici aletle dikkatlice eseri kesiyoruz.Daha önceden kurumuş olan zemin kağıda yapıştırıyoruz.Tekneye farklı boyalardan zemin hazırlıyoruz ve kağıdı yatırıyoruz.Sıyırarak aldıktan sonra yapışkan yüzeyi kağıttan ayırıyoruz taaa taaaammm işte  bu güzel sonucu seviyorum:) zahmetli yorucu ama çıkan esere deymiyor değil:) Nisana doğru sergimiz var verilen ödevler var.Nasip olursa ben akkase gül ve akkase besmele çalışıcam.İnşallah zorlanmam hatasız teslim ederim.  
Burada ALLAH yazıyor.İleryen zamanlar da evde de tekne açma planlarım var kursta zaman nasıl geçiyor anlamıyorum çabucak akşam oluyor, ordan hiç çıkasım gelmiyor.Suya düşen boyalardan karanfil lale papatyanın oluşması insanı bambaşka alemlere götürüyo, huzur buluyorsun.Ebru yapacağın gün stersli sinirliysen o gün o ebrudan bişe çıkmıyor, moralin bozuksa tekne çalışmıyor ben buna bizzat şahidim.Tüm sınıf neşeliysek pozitifsek ooff aman deymeyin keyfimize çıkan eserlere biz bile inanamıyoruz:) işte böyle bişi EBRU.
HATİP EBRUSU
Burda hatam var görüyorsunuz olsun ben seviyorum yine de seni ebrum :) Hatalı olsa bile atamıyorum çöpe Hepsi birer çocuklarım gibi onlara zarar gelsin hiç istemem evde en korunaklı yer onlar için ayrıldı :) Bazen ortalık yerde kaldımı kağıtlar eşim üstüne okuduğu kitapları koyuyor , sonra bağrış çağrış bi kıyamet kopartıyorum yani sormayın:)  
Sarı ve beyaz papatya ebrusu bunlar iki yıl önce yaptıklarım.Elimde sadece bunlar kalmış ne kadar bedbahtım bilemezsiniz:) zamanında gözüm kapalı herkese veriyordum.Sergi sergi gezince anladım değerlerini.Hatasız yapılan ve güzel bir çerceve ile süslenen ebrunun ne kadar pahalıya satıldığını gördüm.(örnek: Taksim sergi sarayı gül ebrusu 240 tl.) Akkaselerin fiyatlarını hiç yazmıyorum bile.Açıkcası o fiyat eder çünkü çok emek var içinde.
EBRU İSMİ: TAVUS KUŞU
En kolay ebruya geldik.Bu ebrunun şal çeşididir.Farklı desenleri vardır ama ben tavus kuşu ve bülbül yuvasını çok sevdiğimden bunları koydum:) evde tekne açma niyetim olduğunu yazmıştım kendimi biraz daha geliştirdikten sonra yaptıklarımı hoş çerçevelerle satışa sunma gibi bir düşüncem var.Tabi sevgili eşim sponsor olursa :) şaka bir yana en büyük destekçim kendisidir.Bunu da belirtmek isterim:)
EBRUNUN İSMİ: BÜLBÜL YUVASI
İşte böyleee inşallah beğenmişsinizdir.Ortaya güzel şeyler çıktıkca resimlerde burda olacak.Fikirleriniz düşünce ve önerilerinizi bekliyorum arkadaşlar.
 Yorumlarınızla beni ayakta tutacağınızı unutmayın     (ahahaha bu cümleye çok güldüm:))))
                           özleyin beni hadi ben kaçtım:)

13 Ocak 2013 Pazar

** TAM 1 YIL OLDU BABA **

            ''BABA''  Benim için hiç bir kelime bu kadar 'anlamlı', bu kadar 'anlamsız' olmamıştı.Bugün tam 1 yıl doldu baba sen yoksun.Seni ne kadar sevdiğimi, sensiz geçen ayların,haftaların, günlerin bana ne çok acı verdiğini ve seni ne denli özlediğimi anlatabilecek kelimelerin yeryüzünde  olduğuna inanmıyorum baba. 
İki kolunun arası dünyanın en güvenli yeriymiş meğer.Bunu çok geç anladım.Nerede baba-kız görsem yüzümü çeviriyorum, sen geliyorsun aklıma, hayatımda ki o büyük boşluğu bir kere daha farkediyorum.Nerede bir babadan söz açılsa gözlerim doluyor, terkediyorum o ortamı , bunu duymak bana acı veriyor.Çünkü hala alışamadım öldüğüne,yok olduğuna, gittiğine...
             
              Artık benim, eve geç geldiğimde kızan,kızını belli etmeden takip eden,onu kıskanan,binbir fedakarlıkla okutan, arkadaşlarda kalmak için izin istediğimde çabucak veren ,bahçemizde kedilere kuşlara su koyan yemek yediren,terasdaki üzüm çardağın altında keyifli çayını yudumlayan, gerektiğinde çocuk gibi bizimle oyun oynayan şakalar yapan, yeri geldiğinde de ciddi ağırbaşlı mesafeli bir babam olmayacak.Seni rüyalarımda görmek için dua ediyorum baba ama gelmiyorsun, göremiyorum.Hiç olmadığı kadar soğuk ve hiç olmadığı kadar ev sessiz herkez başsağlığı diliyor. ''Başın sağolsun'' cümlesinden nefret ediyorum.Çünkü bunu kabullenmek çok zor baba.Senin gittiğin gece ummadığımız yerlerden hatimler geldi, tam 26 hatim yollandı ruhuna ve sen hiç kuran bilmiyordun baba.Bu nasıl bir güç nasıl bir kuvvet aklım almıyor.

               Kendi kendime konuşuyorum artık hiç bişey eskisi gibi olmayacak.Bayram sabahları senin camiden dönmeni bekleyemicez, neşeyle kahvaltı masasına oturamıcaz,kahvaltı sonrası illa benim yapmamı istediğin kahveni içemiceksin, okula geç kaldığımda motoruna atlayıp jet hızıyla yetiştiremicek,derdim sıkıntım olduğunda ona anlatamıcam ve bu küçük kızın birgün okuldan mezun olacak ama diplomasını babasına gösteremicek, birgün bir mesleğe sahip olacak ama babası onu ziyarete gelemicek, birgün evlenecek ama kızını beyazlar içinde göremicek, alnından öpemeyecek mutluluklar dileyemeyecek, küçük kızı anne olacak, çocuğu erkek olursa babasının adını koyacak belki ama  babası torununu hiç göremeyecek ve işte bunun gibi bir sürü olasılıkları artık yaşayamıcaz baba.

                Vefatından bir gün önce annemin doğum günüydü baba, ne de mutluydunuz, bahçemizde yetiştirdiğin kırmızı güllerden bir tane koparıp anneme vermişsin, son kez. Son kez  kutlamışsın annemin doğum gününü ve ertesi günü  cuma namazı dönüşü annemle tatlı tatlı  sohbet ederken ruhunu teslim etmişsin.Sevdiğin kadının kollarında gitmişsin.Ansızın.

                Seni bu dünyada bir daha görerememek, sarılamamak,ellerini öpememek, ağzından ''kızım'' kelimesini duyamamak o kadar zor ki arada bir resmine bakıyorum bazen bana gülümsediğini, bazen de öfkeli baktığını hissediyorum.Neden bilmiyorun İçim ürperiyor, korkuyorum.
Çok pişmanım bunu senin yüzüne karşı hiç söyleyemedim biliyorum, şimdi söylememin bi anlamı da yok bunu da biliyorum ama ben seni seviyordum baba.
                                                      Ben seni çok seviyordum.
Rabbim annemi bize bağışlasın.Onun acısını göstermesin.Cennet mekanın olsun.Ahiret de görüşmek dileği ile baba.

                                                                                                                   Kızın Tuğba