kim varmış burda :)

28 Şubat 2013 Perşembe

DEKORASYONUN VAZGEÇİLMEZİ ŞIK TEPSİLER

Biraz da dekorasyona değinmek istedim bugün, özellikle oturma odasında masaların ,sehpaların üzerinde,banyoda, yatak odasında sergilediğimiz şık tepsilerden söz etmek istiyorum.
Evlerinizde bu tepsilerden kullanarak çok hoş köşeler elde edebilrisiniz. Böyle şeyleri oldum olası severim ve kullanırım.

Odanın havasını anında değiştiriyor bu tepsiler.
 Hepimiz biliriz nenelerimiz ve annelerimiz gümüş tepsileri hep vitrinin arkasına dayatır hatta üstüne dantel örterlerdi:) ne zaman misafir gelse o tepsi özenle çıkarılır, danteli serilir ve o şekilde sunum yapılırdı, sonra tekrar vitrine :D
Tabi zamanla birlikte dekorasyon anlayışıda değişti,artık gümüş şık tepsiler heryerde...
Banyoda küvetin yanında , içine losyonlarını kremlerini koyanlar.
Oturma odasında masanın üzerinde ,içine dekoratif şerbet şişeleriyle süsleyenler,
Yatak odasında , parfümlerini sıralayıp sergileyenler....
Bu liste uzar gider anlıyacağınız.

Ben en çok aynalı tepsileri seviyorum daha şık duruyorlar.Ama bunun dışında hikayesi olan tepsilerde ilgi alanıma giriyor.

İşte bundan sonra gelecek tepsilerde bana ait.Aşağıdaki tepsiyi Kadıköy'ün Moda semtindeki bi eskici dükkanından almıştım çok uygun bir fiyata.
O dükkana sık sık gideceğim sanırım,Üsküdar'ın antikacıları uçmuş fiyat konusunda küçük bir çerçeve soruyorsun 500 lira, bitane çatala 60 lira diyen bille var.

Bi broş beğendim adam 400 dedi altınmış güyya masanın üstünde meydanda duruyor hiç altın olsa orda mı durur?
'Ne kadar pahalı' deyincede insanın üstüne yürüyorlar 'siz ne anlarsınız antikadan' diye.
Herşeyin en iyisini onlar biliyor sanki!!!!!

Velhasılı kelam bundan sonra adresim belli Kadıköy bitti nokta aslanım :) (7 numaradaki Yusuf Güdük'den bir replik kullanayım dedim:)


Neyse metal olan tepsinin rengi çok kararmıştı, satıcının dediğine göre 18 yıllıkmış, dedim ya hikayesi olan herşeyi severim tepsiyi hemen aldım evde bi güzel yıkadım pakladım anca bu kadar açıldı rengi 

Oturma odamda kullanıyorum içine su şişesi ve parfüm şişeleriyle süsledim.Bazen ruh halime göre başka şeylerde koyuyorum,içinin kararmışlığı geçmedi bende buna ayna kestirmeyi düşünüyorum siz ne dersiniz?
Üstte buna benzer oval bir tepsi modeli var onun gibi bişi yapmak istiyorum.Aynalı daha şık gözükmez mi sizce hem içinin kötü görünüşüde ortadan kalkar?

Bu da diğer tepsim bir züccaciyeden almıştım.Lükens ayaklı içi dövme çiçekli bir tepsi.Yatak odamda parfümlerimi koyuyorum içine.Bazen ruh halime göre başka şeylerlede süslüyorum diğeri gibi.

Bazen içine vanilyalı mumlarımı dolduruyorum, bu kokunun sakinleştirici bir etkisi var.

Bazen de küçük bir şişede çiçek biraz mum ve kokulu çubuklarla süslüyorum

Çiçek koymak için küçük şişeniz mi yok biten parfümlerinizden bunu elde edebilirsiniz.
Mesela şu kokulu çubukları kendim yaptım, parfüm bitmişti şişeyi hemen gül yağı esansı doldurdum içine 3-5 tane çöp şişleri:) ağzınada ekru dantel şeritden fiyonk ve üstüne kurumuş çiçek dalları sıkıştırdım.Hepsi bu, diğerleri gibi kokuda veriyor şıkda duruyor:) 
                 Çiçeklerinizin yanına sevdiğiniz romantik porselen kutulardan koyup daha
                                                           da zenginleştirebilirsiniz.
Aslında herşey size ve zevkinize kalmış, ne yaparsanız yapın bu tepsilerde herşey şık ve havalı gözükecektir. Kafanıza göre takılın:)
  
Diyelim ki metal yerine ahşap tepsimiz var , nostaljiyi seviyorsunuz ve otantik dekorasyondan hoşlanıyorsunuz.İşte bu tam size göre.
Kum saati , ahşap gaz lambaları ve eski çalar saat.Mükemmel bir üçlü oldular. 
Sizi birden eskiye götürüyorlar.
Bu ahşap tepsi benim kütüphanemde, odada ki ambiansa daha çok uyduğu için orada  sergiliyorum :) umarım az da olsa size bir fikir verebilmişimdir. 
(Kütüphanede ışık az olduğu için resimler salonda çekilmiştir)

Son olarak '' Şıklık detaylarda gizlidir'' diyorum ve gidiyorum.

13 Şubat 2013 Çarşamba

YENİ EBRULAR GELDİ SICAK SICAK :))

Selamun aleyküm kızlar nasılsınız bakalım keyifler nasıl?
Yeni ebrularla karşınızdayım.Şu sıralar akkeselerden gidiyorum, inşallah sergiden sonra bol bol lale, sümbül,gelincik,menekşe ve gül çalışırım.
Aşağıdaki YA-HAFIZ akkasesi.
Bu eve taşınırken eşyaları taşıyan pek muhterem sevgili amcalar dikkat etmemişler camı kırılmış.Halbuki o kadar sarıp sarmalamıştım.Zamanım olmadı gidip cam taktırmaya böylece asıverdim duvara,uzaktan da belli olmuyor hani  :D   

Oturma odamı süsleyen karanfil ebrum.O kadar çok karanfil yapmışım ki 50 ye yakın karanfil ebrum var:) ama gel gör ki hepsi muhteşem değil :) yatırma hatası ,boyaların akması ,yaprakların yamulması gibi gibi...... 

Menekşe ebrusu bundan bol bol yapmak istiyorum mesela.

Aslında bu besmele akkasenin hatalı yerleri var ama diğerlerinden ayırmak istemedim :) o da burda   yerini aldı :)
 

Burda ki hat bana ait değil, bi bankanın yayınladığı bir hat.Bende de bu hatın renklerinde yaptığım battal ebrular vardı köpük levhaya ölçtüm biçtim kestim iğneledim şimdi bu dıy mı oluyo:)
(yamukluklar ordan da belli oluyordur eminim ama olsun kendi emeğim beş kuruş masraf etmeden bu sonuca vardım:)
Evettttt geldik postumuzun sonuna.Bu arada izleyiciler bölümünde en son 70 yazıyordu, arkadaşlar ne ara 81 kişi olmuşuz:) Git gide çoğalıyoruz bu beni çok mutlu ediyor.100 izleyiciye ulaşınca  da hediye çekilişi yapmaya karar verdim.Şimdiden sizler için güzel ve şık hediyeler bakmaya başladım, herşeyi beğenmeyen ben anca bulurum zati:)    

4 Şubat 2013 Pazartesi

BARIŞ MANÇO MODA 81300

Türkiye'de en çok ezbere bilinen adres sanırım bu.Barış Manço trt'deki programını kapatırken slogan haline getirmişti evinin adresini,1 şubat ölüm yıldönümüydü, bende Barış Manço'yu bu postumla anmak istedim geçde olsa.Çünkü kendisini herkez gibi çok seviyordum ve adam olacak cocuk programının hayranıydım.Gerçi Barış Manço beni 'öldüğüm gün değil , doğduğum gün anın' demiştir.Bu eşsiz insanın birde müze olan evine ziyarete gittim, yaşadığı mekanı gezdim ve sizler için fotoğrafladım.
Kadıköy Moda semtinde bulunan köşk 19. yy da yapılan ve Whittall ailesinin evi olarak bilinen tuğladan yapılmış bir konakmış.Konak 1970 li yıllarda Manço tarafından satın alınmış ve vefatına kadar ailesiyle bu köşkte yaşamış.Günümüzde Manço'nun eşyalarının sergilendiği müze olarak kullanılmaktadır.Sembolik bir ücret karşılığında içeri girebiliyorsunuz.Tam 3 lira , öğrenci 1 lira.   
Bahçe kapısından ayağınızı attığınızda bu 'adam olacak çocuklar ' karşılıyor sizi ve birde eşek.

Bahçede ise o bilindik şarkının ürünleri var ,domates ,biber,patlıcan :D 

İçeriye adımımızı atıyoruz ve holden salona geçiyoruz.Barış abi Avusturya'dan aldığı  piyanosunun başında bizi karşılıyor.Fonda bilindik Barış Manço şarkıları dönüyor sürekli , farklı duygular yaşıyorsunuz şarkılar sizi alıp götürüyor uzaklara çok uzaklara...  


Barış Manço antikaya çok düşkün biriydi, evin her odası,  banyosu mutfağı antika objelerle dolu, hepsi eşsiz parçalar tıpkı bu aynalı konsol ve iki yanındaki nişlerde olan dünyanın dört bir yanından toplanan kristal vazolar gibi. 

Burası Barış Manço'nun ödül köşesi

Oturma odasının genel görünümü.Duvarlarda Barış Manço'nun giydiği tasarım kıyafetler çerçeve yapılıp asılmış.

Burası kıyafet odası.Çıktığı turnelerde ve kliplerinde giydiği kıyfetler burada sergileniyor.

Barış Manço eski bir karyolanın başlığını ve kolçaklarını biraraya getirerek bu tahtı yaptırmış. 

Merdivenlerden ikinci kata çıkıyoruz.Bu arada merdivenler piyano şeklinde boyanmış siyah beyaz tuş gibi.Duvarları notalar süslüyor.Burası ebeveyn banyosu duvarlar yerden tavana kadar siyah fayans, vitray sanatı ile işlenmiş ayna ve pirinç aksesuarla zenginleştirilmiş. (bu arada aynada da ben çıkmışım:P  
Fransız işçiliği olan ve antika değeri taşıyan bu yatak odasını Barış Manço bizzat yurt dışından kendisi almış.Hafızam beni yanıltmıyorsa kraliyet ailesine ait olmalı bu yatak odası.

Koridorda yine antika aynalı dresuar göze çarpıyor.

Manço'nun taktığı o meşhur iri yüzükler. Yüzük şeklinde vitrin tasarlanarak sergilenmiş.

Ahşap oyma misafir yatak odası bile antika.Evin herbir köşesine o kadar önem verilmişki bunu adımınızı atar atmaz hissediyorsunuz.

Manço'nun taktığı iddalı kolyeler.En son kullandığı diş macunundan tutun diş fırçası tarağı traş makinasına kadar herşey sergileniyor.Birde fotoğraf makinası koleksiyonu var ki bunları çeşitli ülkelerden almış biriktirmiş.Dünyada  gezmediği ülke kalmamış kendisine bu yüzden Barış Çelebi ismini takmış :D

Burası Doğukan'ın odası.Dökme Barış Manço heykeli ve adam olacak çocuklarla  süslenmiş 
 Kış bahçesine geldik.Burayı Kurtalan Expres heykelleri ile süslemişler.Karşınıza birde İngiliz el yapımı ahşap piyano çıkıyor.Burda durup bu piyanoyu bile saatlerce inceleyebilirim. 



Kış bahçesinde notalardan yapılmış sandalyelere ,plaklardan tasarlanmış masalara oturarak oranın keyfini çıkarabilirsiniz.Ben öyle yaptım. 

Ve son olarak yemek odası.Burası Barış Manço en son nasıl bıraktıysa öyle duruyor hiç bir yerine dokunulmamış.Dantel masa örtüsünün üstünde ki  tabakda anahtarlar kağıda yazılmış birkaç nota ve bilumum eşya.
Barış Manço o uzun saçlarıyla söylediği şarkalarla yaptığı programlarla her kesimin sevdiği bir sanatçısı oldu.
Ona ait bir cümleyle bu postumu sonlandırmak istiyorum.



''Ben bir şarkıcı ,besteci olarak bu dünyaya gelmedim.Düşüncelerimi aktarmak üzere geldim.Bu; gün geldi şarkı söylemekle oldu,gün geldi bir televizyon programında
çocuğun saçlarını okşamakla oldu''
                                                           Mekanı cennet olsun...